İşte Burası Cesur Yeni Dünya: Bölüm 2

580 Views

Huxley’nin 1931’de yazmaya başlayıp 1932’de yayımladığı Cesur Yeni Dünya bir çok  unsuru eleştirerek adeta içinde yaşadığımız dünyaya eleştirel bir gözle bakmamıza olanak sağlamaktadır. Yazar  kurmuş olduğu bu dünyada politik, sosyal ve bilimsel ilerlemenin endişelerinden bahsederken aynı zamanda bu gelişmelerin karanlık tarafına da mercek tutmuştur. Bu verilerle okuyucuya bu iki dünyanın etik ve sosyal değerlerini sorgulatmayı amaçlar. Cesur Yeni Dünya, sadece bunlarla kalmayıp gelecekteki gelişmelerin nasıl şekilleneceğini gösteren ve yazarın aydınlanmasıyla kendi zamanından bu zamana ışık tutan bir romandır.

Tanrı olarak gördükleri Ford isimli liderin Cesur Yeni Dünyasında, insanları tamamen istedikleri düzene getirmeleri ve onların özgür iradelerini ellerinden alarak sadece itaat etmelerini sağlamak için  insanlar bu karanlık felsefeli dünyada yaşamak zorunda bırakılır. Sosyal ve ekonomik hayatın kontrol edilmesi, sorgulamaya başladıkları ya da mutsuz hissettikleri anda soma ilacının sunulması ve bunun gibi insanların kendini mutlu hissetmeleri için dayatılan bir çokşey sadece insanları istedikleri şekilde kontrol altında tutmalarını sağlamak içindir. Eser  Huxley’in zamana yolculuk sevgisini yerine getirmekle kalmayıp yeni varoluş yollarını da keşfetmesiyle büyük bir eleştirel bir görüş sağlamıştır.

Huxley’in kurgusal dünyasında; özgür iradenin tamamen ötelenmesi, bunun daha doğmadan insanların elinden alınması, sorgusuz itaat ve hiyerarşik sistemin kabul edilmesi gibi unsurlar elbette insanları duygusuzlaştırmaktan ve onların yaşama haklarını ellerinden almaktan başka bir şey değildir.

Teknolojik ilerlemeyi gösteren temsili resim

Bilim ve teknolojinin insanlara mutluluk verdiği yalanıyla adeta yapay bireyler oluşturan bu sistemde; insanların bilim ve teknolojinin her şeyin çözümü olduğuna inanmaları, bunların karanlık ve kapitalist tarafını görmeyip kendi dünyalarını ideal dünya zannetmeleri, bu kurgusal dünyayı distopik bir hale getirmektedir. Bireyselliğin tamamen bir kenara atıldığı bu dünyada insanların topluma göre hareket etmeleri onları doğruları görmekten alıkoymakta ve insanlar dış dünyaya çıkıp bakana kadar da kendi dünyalarının yaşanılmaz bir yer olduğunu anlayamamaktadırlar. Bu yüzden bu ideolojinin çökmesiyle birlikte ideal dünyanın göründüğü gibi bir yer olmadığını yani teknoloji ve bilimin her şeyin çözümü olmadığını hatta aksine topluma çalkantılı bir hava kattığını fark ederler.

Resim1.7 Doğduklarından itibaren kitapların kötü şeyleri öğrettikleri  ve onlardan uzak durulması gerektiğini manupule ederler.

Doğduklarından itibaren sürekli olarak farklı eğitim ve propagandalarla insanların fikir özgürlüklerini kısıtlayarak bu doğrultuda onları bu sisteme daha çok bağlamayı ve onları tamamen bu sistemin bir parçası yapmayı amaçlarlar. Soma adlı ilaçları insanlara propaganda ile vererek onlara  sahte bir mutluluk verip bu dünyaya bağlamak da nihai amaçlarından birisidir. Bu ilaç, insanı komaya sokarak özgür iradelerini ellerinden almalarına yardımcı olmaktadır. Bu sayede insanlar kendilerini mutlu hissettikleri  her an bu ilacı alarak bu dünyanın ideal dünya olduğunu ve mutlu olduklarını düşünürler.  Kendi ideolojilerini benimseterek onları tamamen kontrol altına alma felsefesi hakim olan bu dünyada, insanlar kitap ve doğadan uzaklaştırılarak araştırma ve sorgulama yetilerinin gelişmeleri ellerinden alınır.

İnsanların bireyselliğe yönelmesi bu dünyaya son verebilecek yıkımın başlıca sebeplerinden biri olarak görülür. Kavramların tamamen değiştiği ve farklı anlamlar kazandığı bu dünyada ahlak ve müstehcenlik farklı bir boyuta taşınır. Aile anlayışı absürd karşılanır. Cinsellik tamamen duygulardan arındırılır. Anne, baba ve kardeş kavramlarının bir kenara atıldığı ve duyguların ötelendiği bu dünya insanlar için mutluluğu  sembol eden bir yer haline gelir.

Resim.1.8 Kapitalizmin hakim olduğu Cesur Yeni Dünyada insanlar farkında olmadan sürekli bu bataklıkta yüzmeye çalışırlar (bizim gibi 🙂

Kapitalizm Bataklığı

Tüketimin insanları bağımlı ve hasta derecesine getirdiğini ve bunun durdurulamaz bir sirkülasyon içinde sürekli olarak kendini yenilediğini yani gelecekte giderek artacağını ön gören Huxley, tüketim çılgınlığının olumsuz etkilerini eserde dile getirmiştir. Bilim ve teknolojinin getirdiği tüketim çılgınlığının dünyada fazlasıyla popüler olduğu görülmektedir. Mantık ve apitalizm yükseldikçe insanlar satın alma dürtüsüne kapılarak kendilerini durdurulamaz bir döngünün içinde bulmaktadır. İçinde bulundukları dünyada herkes bu çılgınlığa kapıldığı ve bunun gerisinde kalmanın yaratacağı uyumsuzluk hissi sebebiyle insanlar tüketim arzusunun önüne geçememektedir. İstemsizce de olsa insanlar bu dünyanın dışında kalmamak için kendilerini sürekli bu tüketim çemberinde bulmakta ve karşı koyduğu takdirde dünyanın dışında kalarak yabancılaşacaklarını düşünmektedirler. 

Resim.1.9 Bebeklerin lab ortamında yapıldığı yapay bir yer düşünün, bu dünyada doğal doğum yasak olup suç sayılmakta

Doğum ve Yetişme Süreci

 Cesur Yeni Dünya’da doğan birinin doğal bir yolla doğması beklenilemez çünkü normal doğum yasak ve müstehcen sayılmaktadır. Bundan dolayı doğan bebekler tamamen Kuluçka Koşullandırma Merkezinde yapay bir ortamda dünyaya getirilirler. Bebekler doğarken  5 farklı sosyal gruba ayrılır. Bunlar; Alfa, Beta, Gama, Delta ve Epsilon olup her bir sıfına[PK1]  farklı özellikler verilir ve onları o hayata mahkum bir şekilde yaşamaya bırakırlar. Doğdukları andan itibaren önceden belirlenmiş sınırları ve yaşamları olan bu insanlara gelecekte nasıl bir yaşam tarzına sahip olacakları doğdukları andan itibaren dikte edilir. İnsanları yapay rahim sayesinde laboratuvar ortamında klonlamaları hatta sınıflara göre beceriler vermeleri ve bununla kalmayıp yapay zeka ile öğrenme veya uykuda öğrenme gibi öğrenme becerilerinin kullanılması böyle ileri teknolojiye sahip bir dünyada şaşırtıcı değildir.

 
  KAYNAKÇA

1-Barr Bob, Aldous Huxley’s Brave New World – Still a Chilling Vision After All These Years, Michigan Law Review, Volume 108 Issue 6,2010

 2-Deery June, Technology and Gender in Aldous Huxley’s Alternative Worlds (Extrapolation, vol 32, no 3, 1992 by The Kent State Kent University Press


 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

%d blogcu bunu beğendi: