MARMARA DENİZİ’NDE MÜSİLAJ VE ÖTROFİKASYON

1.922 Views

İstanbul’un pelerini olarak görülen ve birçok sanat eserine konu olan Marmara Denizi, jeopolitik konumu gereğince Karadeniz ile Akdeniz arasında bir geçiş alanı oluşturur. İlk 15-20 metrelik katmanı, bir diğer adıyla yüzey suları, genellikle az tuzlu olmakla birlikte bu katmanı, tuzluluğun aniden arttığı bir ‘haloklin’ tabakası takip eder. Yüzey suyu sıcaklığı ortalaması kışları 8-10 ℃, yazları ise 24-26 ℃ arasındadır.

Kuzey Anadolu Fayı ile oluşan ve 10 milyon öncesine kadar var olmayan bu denizin ne denli genç olduğunu Dünya’nın 4,6 milyar yıllık yaşının altını çizdiğimizde anlayabiliriz. Bilim insanlarına göre Son Buzun Çağı’na kadar, yaklaşık 10.000-14.000 yıl öncesi, Marmara Denizi, Karadeniz ve Akdeniz ile bağlantısı olmayan bir göl konumundaydı ve deniz kavramına erişmesi Akdeniz’in sularının Çanakkale Boğazı’ndan gelmesi ile başladı.

Öte yandan birçok bilim insanı, Marmara Denizi’nin bir ‘deniz’ olarak değil, Karadeniz ile Akdeniz arasındaki bağlantıyı sağlayan ‘Boğazlar sistemi üzerindeki bir genişleme’ olarak görüyor. Zaten hidrografik yapı Marmara’nın bir denizden ziyade bir ‘haliç’ karakteri taşıdığını göstermektedir. Bu kısmın üzerinde durmamızın bir sebebi var: göllerin ötrofikasyon geçirmesi ve Deniz’in bugünlerde boğuştuğu müsilaj sorunu. Gelin, ötrofikasyon nedir birlikte inceleyelim.

Mezotrofik su kitleleri orta düzeyde besleyiciliğe ve alkaliliğe sahiptirler. Genellikle berrak olan bu kitlelerde yaz sonunda alg patlamaları (algal bloom) adı verilen bir durum görülebilir ve alg popülasyonlarında hızlı bir artış ve birikim gözlemlenir.

Fotosentez yeteneğine sahip alglerin de etkisiyle oksijen seviyesi yaz aylarında yüzey sularında çok yüksek olsa da bu su kitleleri yaz ortalarında anoksik, yani oksijensiz, olur. Bu durumun sebebi yüzeydeki alglerin ve diğer birçok organizmanın dipte dekompoze olması, yani doğal ortamda yaşamlarını yitirip çürümeleridir. Bahsi geçen dip kısımlar, üst katmanlarla karışmaz ve bu sebepten ötürü oksijen tazelenemez.

Öte yandan hipertrofik su kitleleri yüksek düzeylerde besin içerir ve genellikle zayıf berraklığa sahiptir. Besinin bol bulunması her ne kadar başta kulağa hoş gelse de sonuçları oldukça yıkıcıdır. Balıklar artan besin seviyeleri sayesinde iyi beslenir, tıpkı fotoplanktonlar gibi. Oldukça yüksek seviyelere ulaşan fotoplankton popülasyonu bir süre sonra su yüzeyini kaplar ve müsilaj oluşur. Güneş ışığını yeterince alamayan su katmanlarında sıcaklık azalır ve oksijen çözünürlüğü düşer, bu da balıkların suda çözünen oksijene ulaşamaması ve ölmesi anlamına gelir.

Marmara Denizi’nin savaştığı ötrofikasyonun birçok sebebi vardır. Su kitlelerinde insan kaynaklı aşırı gübre kullanımı gibi faaliyetlerin sonucunda genellikle azot, fosfor, hatırı sayılır derecede silisyum oluşur. Bu su kitleleri insanlar tarafından kullanılmaz ve azalan çözünmüş oksijen konsantrasyonu nedeniyle zayıf ekosisteme sahiptir. Bu ötrofikasyonun bir diğer nedeni ise fabrika atıklarıdır. Deterjanlarda bulunan azotlu sodyum trifosfat bileşiği bu durumun en önemli nedenlerinden biri olarak gösterilir.

Müsilaj, Marmara’nın düşük su değişim hızı sebebiyle her geçen gün daha da ölümcül oluyor çünkü rüzgârların, akıntıların ve su devinimlerinin az olması üst tabakada bulunan çözünmüş oksijenin alt katmanlara ulaşmasını engelliyor.

Türkiye Su Altı Sporları Federasyonu Çevre Kurulu Başkanı olan Tahsin Ceylan, dalış tecrübesinde esas trajedinin suyun altında olduğuna dikkat çekerek “Tanık olduğumuz gerçeklik doğanın haykırışı, gözyaşlarıdır. Doğa intikamını mutlaka alacaktır.” şeklinde yorumlamıştır.

Aslı UYGUR
Aslı UYGUR

Doğanın ve evrenin sunduğu bilgileri keşfe çıkalım.

KAYNAK

  • Bilimsel açıdan Marmara Denizi (Türkiye Barolar Birliği Yayınları:119, Kültür Serisi:2, Birinci Baskı:Nisan 2007, Prof. Dr. Aral I. OKAY, Prof. Dr. Barış MATER, Müh. O. Bülent ARTÖZ, Av. Güneş GÜRSELER, Hidrobiyolog M. Levent ARTÜZ, Doç. Dr. Nilgün OKAY
  • Karadeniz’in Doğu Türkiye Kıyılarından Batan Partiküllerdeki ve Dip Çökeltilerindeki Ağır Metaller, Doç. Dr. Halim Aytekin Ergül                    
Tagged ,

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.