ÜTOPYA ASLINDA DİSTOPYA MI?

1.953 Views

Ütopya kelimesiyle bir çok yerde karşılaşmışizdır fakat tam olarak anlamını bilmediğimiz bir kavram haline gelmiştir.Yirmi birinci yüzyıl okurlarının çoğu, geleceğin raydan çıktığı kasvetli dünyalarda geçen distopik kurgulara aşinadır. Genelde olumsuz bir geleceğin anlatıldığı bu distopik kurguların daha az kasvetli ve karamsar bir kardeşi olduğunu büyük bir mutlulukla belirtmek isteriz: ütopik kurgu.

Yıllardır süregelen ve bir dizi kültür ve felsefeyi kapsayan ütopik edebiyat idealize edilmiş bir dünyada geçen bir kurgu tarzıdır. Ütopik bir romanın yazarı, anlatılarını daha geniş ahlak ve kişisel felsefeleriyle uyumlu bir dünyada kurar ama bu ütopik eserlerin çatışmasız olduğu anlamına gelmez. Ütopik kurguda bir ideallik söz konusudur ve bugün gerçekleşmesi imkânsız olan toplumlardan bahsedilir. Temel ögelerin, ilgi çekici bir hikâye anlatımının, gelişmiş bir ana karakterin ve çözülmesi gereken sorunların varlığı tıpkı bilim kurgudaki gibi gereklidir. Ancak bu iki kurgunun sentezi ancak bilimsel bilginin gelişmesi toplumu dönüştürmesi dahilinde meydana gelir ve ‘ütopik bilim kurgu’ adını verdiğimiz türü oluşturur.

Ütopya Edebiyatının Tarihi ve Kökenleri

“Ütopya” terimi, “iyi yer” ve “yersiz ” anlamına gelen eski Yunanca kelimeleri baz alınarak İngiliz filozof Sir Thomas More tarafından ortaya atılmış, More’un 1516’da yayımlanan Utopia isimli kitabıyla yaygınlaşmıştır. İdeal bir toplumu anlatan bu kitap yayımlandığı tarihten itibaren hem filozoflar hem kamu görevlileri hem de benzer şekilde kurgu yazarları için bir mihenk taşı görevi görmekle kalmamış, asırlardır seçkin üniversitelerin felsefe bölümlerinde tartışılan bir konu haline de gelmiştir.

Her ne kadar ‘ütopya’ terimini ortaya atan kişi Thomas More olsa da mükemmel toplumların incelenmesi ondan yüzyıllar öncesine dayanır. MÖ 370’de Platon ideal bir devletin niteliklerini tanımlayan Devlet’i yayınlamış, Platon’un Cumhuriyeti, birçok filozofa gelecek medeniyetin en iyi senaryosu için ilham vermiştir.

Ayrıca Post-More ütopik kurgu, Sir Francis Bacon’un New Atlantis (1627) isimli eseri gibi birçok yapıtta da ortaya çıkmış, Tommaso Campanella’nın yazdığı Güneş Şehri (1623) adlı eser de More’un ütopik felsefesini genişletmiştir.

More tarafından kazandırılan ütopya kurgusunun örnekleri her ne kadar bir yüzyıl sonra görülmeye başlansa da bu türün yaygınlaşması 18. yüzyıl ve sonrasını buldu ve ütopik romanlar özellikle Amerika Birleşik Devletleri ve Büyük Britanya’daki İngilizce yazarlarıyla ilişkilendirildi.

Ütopik Kurgunun Özellikleri, Türleri ve Örnekleri

Ütopik edebiyat, ideal ve alternatif bir kurguyu araç olarak kullanarak günümüz gerçekliğinde iyileştirilmesi gereken unsurları belirtir.

Feminist ütopyalar kadın ve erkeklerin tamamen eşit olduğu dünyaları sunarken ütopik kurgunun bir diğer türü olan ekolojik ütopyalar ise iklim ve doğal kaynakların bugünkü gibi kritik ve korkunç krizlerle karşılaşmadığı bir dünyayı anlatır. Teknolojik ütopyalar da günümüz dünyasında sadece hayallerin konusu olan bilgi işlem, robotik ve ulaşımdaki gelişmeleri tasvir eder.

Gelin, ütopik kurgunun en çok bilinen örneklerine bakalım:

*Güliverin Gezileri- Jonathan Swift

*Millenium Hall-Sarah Scott

*A Crystal Age – W. H. Hudson

*Geçmişe Bakış (Looking Backward)  Edward Bellamy

*Equality-Edward Bellamy

*Hiçbir yerden haberler (News from Nowhere)- William Morris

*Erowhon-Samuet Butler

*Çağdaş bir Ütopya(A Modern Utopia)-H.G.Wells

*Tanrı İnsanlar(Men like Gods)-H.G.Wells

*Çocukluğun Sonu(Childhood’s End)-Arthur C.Clarke

*Ada(Island)-Aldous Huxley

*Hep Yuvaya Dönmek(Always Coming Home)-Ursula K.Le Guin

Walden Two-B. F. Skinner

*Star Trek-televizyon dizisi- Gene Roddenberry

Ütopik Kurgu ile Distopik Kurgu Arasındaki Fark Nedir?

Gerçek bir ütopya kurgusu aslında oldukça sıkıcıdır çünkü her şeyin mükemmel olduğu bir dünyada bir çatışma ya da problem yoktur. Peki, çatışmasız ve mükemmel bir yer gerçekten var olabilir mi? Ya da baskıcı rejimlerin etkisinde bir gelecek kurulabilir mi? Gelin bu soruların cevaplarını bu iki türü karşılaştırarak bulalım.

Hem ütopik kurgu hem de distopik kurgu birçok ortak unsuru içerir çünkü ikisi de insanların etrafında döner ve insanın olduğu her yerde bir çatışma da vardır. Buna ek olarak ütopik kurgu, gerçek hayatın geliştirilmiş bir versiyonu olan idealde geçerken distopik kurgu, mükemmelin tam tersi olarak adlandırılabilen bir dünyada geçer ve ana karakterini makro düzeyde her şeyin ters gittiği bir dünyaya bırakır. İki tür de uzak gelecekte, geçmişte veya alternatif bir şimdiki zamanda ilerleyebilir. Hatta birçok örnekte New York ve Londra gibi gerçek dünya şehirlerinin farklı versiyonlarını görebiliriz.

Ütopya, yıllardır birçok farklı kurguda karşımıza çıkıyor. Bazen modern bir ütopyada, bazen hayali bir altın çağda, bazen de yemyeşil bir uzay istasyonunda kurulmuş bir ekolojik ütopyada. Distopik kuzenlerinin aksine, onlar bize insanlığın olumlu potansiyelini hatırlatıyorlar.

Peki, sizce çatışmasız ve mükemmel bir yer var mı ya da oluşturulabilir mi?

Ütopya denildiğinde sizin aklınıza nasıl bir dünya geliyor?

Yorumda belirtmeyi unutmayın.

Değerlendirme: 1 / 5.

KAYNAKÇA

https://www.masterclass.com/articles/what-is-utopian-literature

http://www.sf-encyclopedia.com/entry/utopiashttps://www.britannica.com/art/science-fiction/Utopias-and-dystopias

https://www.depauw.edu/sfs/backissues/16/williams16art.htm

Tagged , , , , , ,

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.