Bilim Kurgu Yazı Dizisi: Distopya

346 Views

Bilim kurgu dünyası destansı ve inanılmaz derecede karmaşık bir yapıya sahiptir. Tür, her biri kendine özgü temaları ve nitelikleri olan düzinelerce alt türe ayrılabilir. Hatta herhangi bir bilim kurgu hikâyesi, bu alt türlerin birkaçının sınırlarını aşabilme veya kendi kült kategorisinden bile ayrılabilme özelliğine sahiptir.

Bilim kurgu epiktir, çeşitlidir, yaratıcıdır, akılcıdır ve herkes için bir şeyleri vardır. Hem kendi başına bir türdür hem de her biri kendine özgü birçok alt türlere ayrılabilir. Aslında çoğu bilim kurgu hikâyesi bir hikâyeyi, kitabı veya filmi tek bir alt tür olarak tanımlamayı zorlaştırabilen birden fazla alt türden nitelikler alır. Ayrıca türe ilişkin kesin bir kavrayışa sahip olmak için alt türlerinin bilgisine sahip olunmalıdır çünkü bilim kurgu birkaç alt türe ayrıldığında eksiklikler barındırır.

Biz de bu yazımızda sadece günümüzle bağdaştırılan alt türlerden birini, distopyayı, ele alacağız.

DİSTOPYA

Resim 1.1 Gelecek mi yoksa günümüz ?

Distopik bilim kurgu, yakın gelecekteki kusurlu toplumlar olan ütopyanın tam tersi olarak özetlenebilir. Bu türde hikayeler derin sosyal kontrol gibi ütopik unsurları içerir ve bu kontrol mekanizması en uç noktaya kadar tasvir edilir.

Distopik hikâyeler genellikle polis devletleri ve baskı gibi politik meselelerle ilgilenirken sosyal psikolojinin nabzını da tutar. Yani distopik bir eserde öne çıkan ne olacağının ön görülmesi değil, nelerden korktuğumuz ve bu korkuların kendi içinde geçerli mi yoksa yıkıcı mı olduğudur.

Distopik kurgu geleceğe dair bir vizyon sunarken aynı zamanda bize hayatın içindeki sistemsel mekanizmaları da sorgulatır. Bunun ötesinde distopyalar; çevresel yıkım, teknolojik kontrol ve hükümetin baskısıyla savaşan karakterlerle dolu korkunç bir düşüş yaşayan toplumlardan oluşur. Bu türdeki eserler okuyucuları mevcut sosyal ve politik ortamlar hakkında farklı düşünmeye zorlayabilir, hatta bazı durumlarda eyleme ilham bile verebilir.

Tüm bunlar göz önüne alındığında ‘Distopik kurgu nedir?’ sorusuna şöyle bir yanıt verilebiliriz: ütopik edebiyata yanıt olarak başlayan bir tür spekülatif kurgu olup toplumların yapmış olduğu eylemlerin kendilerini nasıl kaotik bir seçime götürdüğünü gösteren bir alt tür. Ayrıca distopya için mükemmel bir toplum olan ütopyanın zıddını temsil ettiğini söylemek yanlış olmaz.

Distopik Kurgunun Önemi

Resim 1.2.Bireyselliğin ön planda olup tamamen toplumdan uzaklaşma, temsili resim

Didaktik mesajlara sahip distopik romanlar genellikle anarşizm, baskı ve kitlesel yoksulluk gibi konuları araştırır. Edebiyatın en ünlü distopik kurgu yazarlarından biri olan Margaret Atwood bu durumu şöyle açıklar: “Eğer spekülatif kurgu yazmakla ilgileniyorsanız bir olay örgüsü oluşturmanın yolu, mevcut toplumdan bir fikir alıp onu biraz daha ileriye taşımaktır. İnsanlar kısa vadeli düşünseler bile kurgu geleceğin birden çok versiyonunu tahmin edebilir”

Distopik kurgunun edebiyattaki önemi onun insanlığı mevcut sosyal ve politik yapıların tehlikeleri konusunda eğitmenin ve uyarmanın bir yolu olmasıyla da açıklanabilir. Örneğin, Margaret Atwood’un 1985’te yazılmış ‘Damızlık Kızın Öyküsü (The Handmade’s Tale)’ isimli romanı, Amerika Birleşik Devletleri’nde geçen baskıcı ataerkilliğe karşı mesajlar verir.

Yazarın inançlarını anlatması da distopik kurguyla mümkün olabilir. Örneğin, H.G. Wells 1895 yılında yazılmış ‘Zaman Makinesi (The Time Machine)’ romanında yazarın sosyalist görüşlerini bir zaman makinesi yapan, kapitalist bir toplumun tuzaklarına tanıklık eden ve Viktorya Dönemi’nde yaşayan bir İngiliz bilim adamının çevresinde okuyucuya iletir.

Çok yaratıcı örnekleri bulunan distopik kurgu kimi zaman toplumu içinde bulundukları sistemi eleştirmeye ve duydukları güveni sorgulamaya itebilir. George Orwell’in insan çiftçisine karşı isyan düzenleyen bir grup domuz hakkındaki alegorik romanı ‘Hayvan Çiftliği’ buna güzel bir örnektir. Ayrıca romanın sonunda çiftlik hayvanlarının iktidara gelmesi Rus Devrimi’ne yapılan bir atıf olarak kayıtlara geçer.

Distopik romanlar aynı zamanda hiciv eleştirisi de olabilir. Örneğin; Anthony Burgess’in 1962 tarihli “Otomatik Portakal” adlı romanı, davranışçılığın sosyal bir hiciv örneğidir.

Distopik Romanların Ana Temaları

Distopik romanların içerdiği temalar göz önüne alındığında beş ana başlık dikkat çeker: devlet kontrolü, çevresel tahribat, teknolojik kontrol, hayatta kalma ve benlik kaybı.

Devlet Kontrolü

Resim.1.3.Kontrol edilen toplum, insan figürü

Devlet, distopik edebiyatta büyük rol oynar ve genellikle ya hükümet ya da baskıcı bir yönetici organ işlevi görür.George Orwell’ın “1984” romanını bu temanın örneklerinden biri olarak gösterebiliriz. Romanda kurgusal diktatör olan Büyük Birader (Big Brother) ve bir dünya savaşından sonra kalan üç kıtalararası süper devlette yaşayan insanların kontrol altında yaşaması anlatılır. Ancak hükümet kontrolü altındaki toplum için özgürlük var mıdır, yoksa onların yaşadığı etrafı tellerle örülmüş açık bir hapishanede midir?

Ursula K. Le Guin tarafından yazılan ‘Hep Yuvaya Dönmek (Always Coming Home)’ adlı eserde de benzer tema vardır. Roman kıyamet sonrası bir dünyada Kesh insanlarının bir hükümet sistemini reddedip modern toplum çöktükten çok sonra uzak gelecekte yaşamasını anlatır.

Suzanne Collins’in genç yetişkin üçlemesi ‘Açlık Oyunları (The Hunger Games)’, gelecekteki Kuzey Amerika harabelerinde yer alan kurgusal dünya Panem’de geçer. Panem’in ‘The Capitol’ adlı totaliter hükümeti, çoğunu elinde tuttuğu ülkenin zenginliği ile insanlara hükmetmeye çalışır. Panem’in 12 bölgesinden çocuklar, televizyonda yayınlanan ve her yıl düzenlenen Açlık Oyunları adlı ölüm maçına katılmak üzere seçilirler.

Adı geçen eserlerin tıpkı diğer örnekleri gibi devlet tarafından yönetilen distopik dünyaları ele aldığını fark ettiniz mi? Aslında bu temayı görebilmek çok uzaklara bakmamıza gerek yok, biz farkında olmasak bile yaşadığımız yüzyılda bunun gibi birçok gerçek örnekler bulunmakta.

Çevre Felaketi

Resim.1.4 Gelecek çevre, yavaş yavaş oraya doğru sürükleyiş. Peki sizce suçlu kim?

Distopik romanlar genellikle yaşamaya elverişli olmayan, tahrip edilmiş veya yıkıma hazırlanan yerlerde geçer.

İlk örneğimiz Cormac McCarthy tarafından yazılan 2006’da yazılan ‘The Road’ isimli kitap. İnsanların yok olmasının ardından bir baba ve oğlun, Amerika’nın harabelerinde maceraya atılmalarını konu alan kıyamet sonrası bir hikayedir.

Bir diğer yandan ‘Ölümcül Kaçış (The Maze Runner)’, James Dashner’ın distopik bir dünyada devasa güneş patlamaları ve koronal kütle fışkırtmalarının dünyayı nasıl yok ettiğine dair olayları anlattığı bir seridir. İlk kitabında hikâye bir grup gencin gizemli bir şekilde dev, taş bir labirente ışınlandığı uzak bir gelecekte geçer. Sadece hafızaları silinmekle kalmaz, aynı zamanda gençlerin neden bu konuma geldiklerine ve kaçmak için ne yapmaları gerektiğine dair hiçbir fikirleri de yoktur. The Glade adlı hayali bir yerde mahsur kalan gençler, sürekli değişen labirentten çıkış yolunu bulmak zorundadırlar.

Hayatta Kalma

Resim1.5. Mücadele, hayatta kalma

Distopik dünyalardaki baskıcı güçler ve yıkım bu dünyaların sakinlerini savuşturur ve onları hayatta kalma mücadelesiyle karşı karşıya bırakır.

Stephen King tarafından yazılan ‘The Running Man’ isimli roman, ilk olarak Richard Bachman takma adıyla 1982’de yayımlandı. 2025’te geçen roman, baskıcı bir hükümet altında yaşayan ve ailesine bakmak için para kazanmak zorunda olan bir adamın kendini feda edip bir yarışma programına katılmasını konu alır.

Bir diğer örnek William Golding’in 1954’te yazdığı ‘Sineklerin Tanrısı’ isimli romandır. Eser, kurgusal bir atom savaşı sırasında uçakları düşürüldükten sonra tropik bir adada terk edilen bir grup öğrencinin etrafında geçer. Bir medeniyet inşa etmek ve hayatta kalmak için savaşmalarını ve yaşadıkları zorlukları anlatan bu kitap, çocuklar arasındaki çatışmaları farklı ve özgün bir biçimde ele alır.

Benlik Kaybı

Resim.1.6. Biz kimiz? kimlerdik

Pek çok distopik gelecek, gelenek ve kuralların tehlikelerini tasvir eder ve ‘Bir bütün olarak toplumun ihtiyaçları bireysel ihtiyaçlarla nasıl karşılaştırılmalıdır?’ sorusunun cevabını arar.

Ray Bradbury’nin 1953’te yazdığı ‘Fahrenheit 451’ kitapların sansür nedeniyle itfaiyeciler tarafından yakıldığı, insanların sadece televizyonda beyin yıkayıcı şovlar izlediği ve kitap bulundurup düşünen insanların yok edildiği bir gelecekte geçer ve adını kâğıdın 451 Fahrenheit’ta tutuşmasından alır.

1920’de Yevgeny Zamyatin tarafından yazılan ‘Biz’ ise geleceğin ‘Tek Devlet’ adlı ulusunda yaşayan bir uzay aracı mühendisini ele alır. Bu devletin vatandaşları üniforma giyerek numaralandırılır ve tasvir edilen distopik toplumda devlet, vatandaşları ilkel ve evcilleşmemiş doğadan ayırmak için dev bir Yeşil Duvar ile çevrilidir. Tüm vatandaşlar “sayılar” olarak bilinir ve insanın hayatındaki her saat “The Table” tarafından yönetilir.

Teknolojik Kontrol

Resim.1.7. Kim bizi kontrol ediyor? Doğal olandan uzaklaşıyor muyuz?

Distopik çalışmalardaki gelişmiş bilim ve teknoloji, günlük yaşamı iyileştirmek için kullanılan araçların ötesine geçer. Teknoloji genelde kontrol edici ve her yerde mevcut olan bir güç olarak tasvir edilir ve çoğunlukla korku yaratan ve taciz edici bir taktik olarak kullanılır.

Aldous Huxley’nin 1932’de yazdığı ‘Cesur Yeni Dünya’ bu temada verilecek en bilindik örneklerden biridir. Egemen Dünya Devleti, üremeyi ve vatandaşların eylemlerini kontrol etmek için güçlü şartlandırma teknolojilerini kullanır. Kitapta tamamen doğal olandan uzaklaşıp yapay olana yönelme söz konusudur. Yani insanların kendilerini sorgulamadan bir düzen içinde yaşamaları ve bu düzenin kendilerini mutsuz ettiklerinin farkında olmamaları esas alınmıştır. Huxley bu iki farklı dünyayı sunarak bize tercihlerimizin sonuçlarını göstermeyi hedefler.

Philip K. Dick tarafından yazılan ‘Androidler Elektrikli Koyun Düşler mi?’ isimli eserde ise 1992’de küresel bir nükleer savaş sebebiyle gerçekleşen kıyamet sonrasını San Francisco bağlamında anlatır. Aynı zamanda ‘The Blade Runner’ filminin temelini oluşturan bu eser ileri teknolojinin tehlikelerini ele alarak insanlardan ayırt edilemeyen android ve robotların kitlesel yok oluşunu konu alır.

Peki sizce de distopik bir dünyada yaşamıyor muyuz? Aslında bize uzak olan bir dünya değil siz ne düşünüyorsunuz? Yorumlarınızı aşağıya yazın lütfen. Teşekür ederim

KAYNAKÇA

2021. [online] Available at: <https://www.masterclass.com/articles/what-is-dystopian-fiction-learn-about-the-5-characteristics-of-dystopian-fiction-with-examples#characteristics-of-dystopian-fiction-government-control&gt; [Accessed 12 March 2021].

Bestsciencefictionbooks.com. 2021. Social Science Fiction – Complete Subgenre Guide | BestScienceFictionBooks.com. [online] Available at: <https://bestsciencefictionbooks.com/social-science-fiction.php&gt; [Accessed 12

Boxall, P., n.d. The Cambridge companion to British fiction. pp.135-150.

March 2021].

Scifi ideas generators. 2021. A Guide to Science Fiction Subgenres. [online] Available at: <https://www.scifiideas.com/posts/a-guide-to-science-fiction-subgenres/&gt; [Accessed 12 March 2021].[1] 


Tagged , , ,

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.